Bolu’nun Tarihi: İlk Çağlardan Cumhuriyete Uzanan Zengin Miras
- İbrahim'in Yeri Garden Restaurant
- 17 Kas 2025
- 3 dakikada okunur
Türkiye’nin en köklü yerleşim bölgelerinden biri olan Bolu, tarih sahnesine çıktığı ilk günden bu yana pek çok uygarlığın izlerini taşıyan bir kültür yolculuğuna sahiptir. Doğal güzellikleriyle olduğu kadar, Hititlerden Osmanlı’ya uzanan tarihi dokusuyla da dikkat çeken bu coğrafya, bugün hâlâ sahip olduğu mirası yaşatmaya devam ediyor.
İlk Çağlardan Roma Dönemine Uzanan Bir Tarih Yolculuğu
Arkeolojik bulgular ve yazılı kaynaklara göre Bolu ve çevresi, MÖ 1200’lü yıllarda Frig egemenliği altında bulunuyordu. Sonrasında Pers İmparatorluğu, bölgeyi Anadolu’nun büyük kısmıyla birlikte yönetimi altına aldı.
MÖ 336’da Büyük İskender’in Persleri yenmesi, Bolu’nun kaderini bir kez daha değiştirdi. İskender İmparatorluğu dağıldığında ise bölge, Bitinya Krallığı topraklarına katıldı. Trak göçleriyle gelen ve Sakarya ile Filyos Nehirleri arasına yerleşen halk, tarih kaynaklarında “Bithyn” adıyla anıldı. Bu nedenle Bolu’nun da içinde yer aldığı geniş coğrafya, Bithynia Bölgesi olarak kayıtlara geçti.
Bitinya döneminde “Salonia Campus” olarak bilinen Bolu Ovası, Roma hâkimiyetiyle birlikte “Claudio Polis” adını aldı. Bugünkü Bolu isminin de bu Polis kelimesinden türediği düşünülmektedir. O dönemde Bolu, üç tepe üzerine kurulmuş, iç ve dış surlarla çevrili bir yerleşim yeriydi. Bu surların kalıntıları bugün hâlâ Halı Hisarı çevresinde görülebilmektedir.

Selçuklu İlerlemesiyle Yeni Bir Dönem Başlıyor
1071 Malazgirt Zaferi’nin ardından Türkmenlerin batıya yönelen akınları, yalnızca siyasi sınırları değil, Anadolu’nun kültürel yapısını da değiştirdi. Savaşın üzerinden daha üç yıl bile geçmeden Horasanlı Aslahaddin komutasındaki birlikler Bolu’yu fethetti.
Selçuklu akıncıları arasında Artuk, Tutuk, Danişmend, Karateki ve Saltuk Beyler bulunuyor, Süleyman Şah’ın öncülüğünde Bizans sınırlarına kadar ilerliyorlardı. Böylece Bolu, Selçuklu yönetimiyle gelişen Anadolu şehirlerinin arasında yerini aldı.
Osmanlı Hakimiyeti ve Bolu’nun Yükselişi
Bolu’nun Osmanlı topraklarına katılması, Osman Gazi döneminde başlayan akınlarla, Orhan Gazi’nin ilk yıllarında (1324–1326) tamamlandı. Rivayetlere göre bölgede çok sayıda “ulu âlim” bulunduğundan şehir, önce “Bol Uluğ” olarak anıldı; zamanla bu isim “Bolu”ya dönüştü.
Yıldırım Bayezid sonrası yaşanan şehzade savaşlarında Bolu, defalarca kritik rol oynadı. Ankara Savaşı sonrası Timur’un tahribatından uzak kalan kent, Osmanlı’yı yeniden toparlayan Çelebi Mehmet’in Kızık Yaylası’nda bir süre konaklamasına da ev sahipliği yaptı.

1324–1692 yılları arasında Bolu, 36 kazalı önemli bir sancak beyliği idi. 16. yüzyılda ise şehzadelerin görev aldığı sancaklardan biri olarak önem kazandı; hatta Şehzade Süleyman (Kanuni Sultan Süleyman), II. Bayezid döneminde burada görev yaptı.
1683–1792 arasında voyvodalıkla idare edilen şehir, II. Mahmut döneminde yeniden mutasarrıflık statüsüne kavuştu.1864'te Kastamonu Eyaleti’ne bağlandı, 1909’da tekrar mutasarrıflığa dönüştürüldü.
Milli Mücadele Yıllarında Bolu
Mondros Mütarekesi’nden sonra ülke işgal altına girerken, Bolu yöresinde Millî Mücadele ruhu hızla örgütlendi. Bölgedeki ilk Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Gerede’de kuruldu. Şehir, I. Dünya Savaşı ve sonrasındaki işgallerde düşman tarafından ele geçirilmedi; ancak savaş koşullarının getirdiği ekonomik sıkıntılar Bolu’yu da etkiledi.
Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde yürütülen kurtuluş mücadelesi başarıya ulaşınca, Bolu 10 Ekim 1923’te mutasarrıflık dönemini tamamlayarak vilayet statüsüne kavuştu.

Bugünkü Bolu: Tarih ve Doğanın Buluştuğu Eşsiz Coğrafya
Hititlerden Osmanlılara, Bitinya Krallarından Selçuklu akıncılarına kadar birçok medeniyet tarafından şekillenen Bolu, bugün hâlâ geçmişin izlerini taşıyor. Zengin tarihi dokusu, yaylaları, gölleri, doğal güzellikleri ve geleneksel mutfağıyla Türkiye’nin en özel duraklarından biri olmayı sürdürüyor.
Tarihle Lezzetin Buluştuğu Nokta: Bolu Dağı’nda İbrahim’in Yeri
Bolu’nun yüzyıllardır süren tarih yolculuğuna, bugün Bolu Dağı’nın eşsiz doğasında misafirlerimizi ağırlayarak katkı sunuyoruz. İbrahim’in Yeri olarak;

✔ 7/24 Et Mangal ✔ Doğal ürünlerle hazırlanan Köy Kahvaltısı ✔ Meşe kömürü mangalında pişen Kuzu Etleri ✔ Yöresel tatlar, saç tava, tereyağında tavuk ✔ Market ve şarküteri bölümlerimiz
ile hem tarihî bir coğrafyada lezzetin özünü sunuyor hem de Bolu’nun kültürel mirasını yaşatmaya devam ediyoruz.
Bolu’nun tarihini keşfetmek için çıktığınız yolculukta,
Bolu Dağı Bakacak Mevkii’nde sizleri ağırlamaktan mutluluk duyarız.



